Kanserde kriyoablasyon (dondurma) tedavisi

 

Radyofrekans, mikrodalga ve lazerin aksine, kriyoablasyon dokuyu ısıtarak değil dondurarak tahrip eden bir ablasyon yöntemidir. Bunun için, çok yüksek basınçlı Argon gazı kriyoablasyon iğnesinin içindeki ince bir kanaldan geçirilip iğnenin tam ucunda serbestleştirilir. Argon gazının basıncının aniden düşmesi dokuda eksi 40-80 derecelere varan bir soğutma yaratır. Joule-Thompson etkisi denen bu olayda, kriyoablasyon iğnesinin çevresinde bir buz topu (iceball) oluşur. Bu buz topu tümörde buz kristallerinin oluşması, damarların tıkanması ve apopitoz sonucu yaygın bir doku ölümüne yol açar. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kriyoablasyon, tıpta kalp ritm bozukluklarının giderilmesinde, bazı dermatolojik hastalıkların tedavisinde ve ilaçlara dirençli ağrıların giderilmesinde de kullanılan bir yöntemdir. Ancak, en yaygın kullanım alanı tümörlerin dondurularak tahrip edilmesidir. Kriyoablasyon ilk olarak prostat ve böbrek tümörlerinin tedavisinde kullanılmış ve uzun yıllar sadece bu alana sınırlı kalmıştır. Bunun nedenleri, o dönemde kriyoablasyon iğnelerinin kalın olması, soğutmada Argon gazı yerine sıvı nitrojen kullanılması ve hekimlerde de henüz yeterli tecrübenin olmaması olarak sıralanabilir. Ancak 2000 li yıllarda soğutmada Argon gazının kullanılması ve perkütan tedaviye uygun çok ince (17 gauge) iğnelerin üretilmesiyle kriyoablasyon adeta yeniden keşfedilmiştir. Yeni jenerasyon kriyoablasyon ilk olarak girişimsel radyologlar tarafından karaciğer tümörlerinde kullanılmıştır. Sonuçlar oldukça iyi olmakla beraber, karaciğerde radyofrekans ve mikrodalga gibi başarılı ve daha ucuz yöntemlerin kullanılabilmesi nedeniyle kriyoablasyon karaciğer tümörlerinde çok popüler olmamıştır. Sonraki yıllarda, kriyoablasyon akciğer, böbrek, kas, kemik, meme, yumuşak doku ve pankreas tümörlerinde yaygın olarak kullanılmıştır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Video bilgilendirme: "Kanserde kriyoablasyon tedavisi"

 

Kriyoablasyonda tümöre yerleştirilen iğnelere radyofrekanstaki gibi "prob" ya da "kriyoprob" adı verilir. Kriyoproblar düz iğne şeklindedir ve yukarıda da belirtildiği gibi içlerinde yüksek basınçlı Argon gazının geçtiği daha ince bir kanal vardır. Kriyoablasyondaki ablasyon alanı iğnenin tipine göre 2-3cm arasında değişmektedir ve radyofrekans ve mikrodalgaya göre biraz daha daha küçüktür. Ancak iğne sayısı artırılarak ablasyon alanı büyütülebilir ve şekli değiştirilebilir. Örneğin tek iğne kullanıldığında yaklaşık 2 cm olan ablasyon çapı 4 iğne kullanıldığında 5 cm ye ulaşır ve böylece büyük tümörleri de tedavi etmek mümkün olabilir. Günümüzde kullanılan kriyoablasyon cihazlarına aynı anda 25 kriyoprob bağlanabilir ve çok büyük tümörlerde de perkütan ablasyon uygulanabilir.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kriyoablasyon işlemi, soğuğun doğal ağrı azaltıcı etkisinden dolayı sadece lokal anestezi ile yapılabilir. Bir cm den küçük tümörlerde tek iğne yeterli olabilir, daha büyük tümörlerde ise birden fazla iğne kullanılmalıdır. Bu iğneler ultrason ya da tomografi rehberliğinde tümöre yerleştirildikten sonra cihaz çalıştırılır. Kriyoablasyon sırasında oluşan buztopu (iceball) ultrason, tomografi ve emar da kolayca görülebilir. Böylece ablasyon alanının tümörü tamamen kaplayıp kaplamadığı anında anlaşılabilir. Buztopunun en dış kenarında sıcaklık 0 derece iken merkezinde eksi 40-80 derece arasında değişir. Ablasyonun garanti olması için, işlem sırasında buztopunun tümör kenarlarını en az 0.5 cm kadar aşması arzu edilir. Kriyoablasyon sırasında genellikle 10 dakika dondurma, 10 dakika eritme ve 10 dakika ikinci kez dondurma protokolü uygulanır, dolayısıyla ablasyon süresi ortalama yarım saat kadar sürer. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kriyoablasyonun, radyofrekans ve mikrodalga gibi diğer termal ablasyon yöntemlerine göre önemli bazı avantajları vardır. Birincisi, soğuğun doğal ağrı kesici özelliği nedeniyle kriyoablasyon pratik olarak ağrısız bir işlemdir. Bu nedenle, sadece lokal anestezi altında yapılabilir. Bu, anestezinin riskli olduğu hastalarda ve ablasyon sırasında hastanın uyanık olması gereken durumlarda önemlidir. Kriyoablasyon sırasında tümörün çevresindeki sinirler de öldüğünden, işlem sonrası ağrı da radyofrekans ve mikrodalgaya göre daha azdır. İkincisi, radyofrekans ve mikrodalgada ablasyon alanı genellikle 3cm civarında iken, kriyoablasyonda, yeterli sayıda prob kullanılırsa, çapı 7-8cm ye varan tümörler de tedavi edilebilir (ancak bu durumda çok sayıda prob kullanılacağından maliyet artacaktır). Üçüncüsü, diğer ablasyon yöntemlerinde işlem sırasında ablasyon alanını görülmezken kriyoablasyonda buztopu şeklinde ultrason, tomografi ve emar da görülebilir. Böylece ablasyonun yeterli olup olmadığı anlaşılabilir, yetersizse ilave iğne yerleştirilebilir ya da ablasyon süresi uzatılabilir. Ve dördüncüsü, kriyoablasyon bağ dokusuna (kollajen doku) diğer ablasyon yöntemlerine göre daha az zarar verir. Bu nedenle tümöre komşu kritik doku ya da organların zarar görme ihtimali azalabilir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu avantajlarına karşılık kriyoablasyonun iki dezavantajı vardır. Birincisi, ablasyon süresi daha uzundur, ikincisi de maliyeti daha fazladır. Maliyet özellikle çok sayıda kriyoprob kullanılması gereken durumlarda artabilir.

Video bilgilendirme: "Kriyoablasyon tedavisinin avantajları"

 

 

Kriyoablasyon

Kriyoablasyonda buztopu (iceball) oluşumu
Bazı akciğer, yumuşak doku, böbrek ve meme tümörleri kriyoablasyon (dondurma) yöntemiyle tedavi edilebilirler.
İğne sayısı artırılarak kriyoablasyon alanı genişletilebilir
Kriyoablasyon lokal anestezi altında yapılabilen ağrısız bir işlemdir
Kriyoablasyonda, ablasyon alanı işlem sırasında görülebilir

Kanserde girişimsel tedavi yöntemleri

Prof Dr Saim Yılmaz

0-534-551 0 551
0-541-540 0 777
 Danışma formu 
Aşağıdaki telefonlardan bizlere ulaşabilir, Whatsapp tan rapor gönderebilirsiniz.
0-534-551 0 551
0-541-540 0 777