Karaciğer kanserinde girişimsel radyoloji ve onkoloji.

Karaciğer kanseri, karaciğer dokusundan kaynaklanabilir (primer karaciğer kanseri) ya da başka organlardan kaynaklanan kanserler kan yoluyla karaciğere yayılabilir (metastatik karaciğer kanseri). En sık rastlanan primer karaciğer kanserleri hepatoselüler karsinom (HCC) ve kolanjiokarsinomdur. Karaciğere en sık metastaz yapan kanserler kalın barsak (kolon) kanseri, mide kanseri, meme kanseri, akciğer kanseri, böbrek kanseri ve prostat kanseridir.

 

Karaciğerin primer ve metastatik kanserleri ve yeni tedavi yöntemleri hakkında bilgi almak için aşağıdaki bağlantıları tıklayabilirsiniz.

 

 

 

 

Nasıl tanı konur?

Karaciğer kanserleri  karın ağrısı, sarılık, terleme, kilo kaybı, yorgunluk ve kansızlık gibi belirtiler verebilir. Kan tahlillerinde, karaciğer fonksiyonlarında bozulma, kan değerlerinde düşme ve safra tıkanmasını gösteren bulgular görülebilir. Ancak birçok hastada da, karaciğerdeki tümör başka bir amaçla yapılan ultrason, tomografi ya da emar incelemeleri sırasında tesadüfen saptanabilir. Karaciğerde görülen her kitle kanser değildir; kist, adenom ve hemanjiom gibi iyi huylu kitlelere karaciğerde sıkça rastlanmaktadır.

Karaciğerde bir kitle görüldüğü zaman, kitlede kanser şüphesi varsa genellikle biyopsi yapmak gerekir. Karaciğerde standart biyopsi yöntemi ultrason rehberliğinde trukat (kor) iğne biyopsisidir. Bu biyopsi ile, lokal anestezi altında yaklaşık 10 dakika süren bir işlemle ağrısız olarak biyopsi yapmak mümkündür. Biyopsiden sonra hasta birkaç saat gözlem altında tutulur ve sonra evine gönderilebilir. Patoloji sonucunun çıkması için genellikle 3-4 günlük bir süre gerekir.

 

Yeni tedavi yöntemleri var mıdır?

Karaciğer kanserlerinde klasik tedavi yöntemleri cerrahi operasyon ve kemoterapidir. Ancak, karaciğer kanserlerinde perkütan ablasyon, kemoembolizasyon, radyoembolizasyon ve daha birçok yeni tedavi yöntemi yaygın olarak uygulanmaktadır. Öyle ki, karaciğer bu tür yenilikçi tedavilerin vücudumuzda en sık uygulandığı organdır ve bunun iki önemli nedeni vardır:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1. Diğer organlardan farklı olarak, karaciğerin "portal ven" ve "hepatik arter" adı verilen iki besleyici damarı vardır. Bu damarlardan portal ven daha büyüktür ve daha çok (yaklaşık %90 oranında) normal karaciğer dokusunu besler. Hepatik arter ise daha incedir ve yine yaklaşık %90 oranında karaciğerdeki tümörleri besler. Yani, pratik olarak karaciğerdeki kanser hücreleri bir damardan, normal karaciğer hücreleri de diğer damardan beslenmektedir. Bu çok özel durum sayesinde, karaciğerdeki normal hücrelere minimal zarar vererek tümör hücrelerine kemoembolizasyon ve radyoembolizasyon gibi "transarteryel" tedavileri vermek mümkündür.

2. Karaciğer vücudumuzda en büyük hacime sahip olan ve ultrasonla en kolay incelenebilen organlardan birisidir. Radyofrekans ve mikrodalga gibi perkütan ablasyon yöntemleri büyük hacimli organlarda daha rahat uygulanır çünkü tümörü ve çevresindeki 1 cm lik normal dokuyu tahrip etmek kolaylaşır. Ayrıca, perkütan ablasyon daha çok ultrason rehberliğinde yapıldığından, karaciğerin ultrasonla kolay incelenebilmesi işlemin daha doğru ve emniyetli olarak yapılmasını sağlar.

Karaciğer kanseri

Karaciğerde, hepatik arter tümörleri, portal ven ise normal karaciğeri besler.

Kanserde girişimsel tedavi yöntemleri

Prof Dr Saim Yılmaz

0-534-551 0 551
0-541-540 0 777
 Danışma formu 
Aşağıdaki telefonlardan bizlere ulaşabilir, Whatsapp tan rapor gönderebilirsiniz.
0-534-551 0 551
0-541-540 0 777