Kanserde geridönüşümsüz elektroporasyon (Nanoknife)

 

Nanoknife, geridönüşümsüz elektroporasyon (Irreversible electroporation ya da kısaca IRE) adı verilen yeni bir ablasyon yönteminin ticari ismidir. Bu yöntemde, dokuya kısa süreli ancak çok yüksek elektrik akımı verilerek hücre duvarınında delikler açılır (porasyon). Açılan bu delikler hücrenin iç yapısını bozar ve "apopitoz" adı verilen ve agresif olmayan bir doku ölümüne yol açarlar.

Elektroporasyon, yani elektrik akımıyla hücre duvarında delikler açma, 1980 li yıllarda normalde hücre içine giremeyen büyük moleküllerin (DNA, bazı antibiyotikler) geçici olarak hücre içine girmesini sağlamak amacıyla  kullanılmıştır (reversible elektroporasyon). Bu yöntemde elektroporasyon geçicidir ve elektrik akımı kesilince hücre duvarı normale döner, hücreler de canlılığını korur. Geridönüşümsüz elektroporasyon (nanoknife) ise ablasyon amaçlı olarak 2000 li yıllarda kullanılmaya başlanmıştır.  Bu yöntemde, çok daha yüksek elektrik akımı (ortalama 3000 volt) kullanıldığından hücre duvarı geçirgenliği geridönüşümsüz olarak artar ve sonuçta hücre canlılığını kaybeder.

Nanoknife ablasyon genel anestezi altında yapılan, uzun süren ve teknik olarak diğer ablasyonlara göre daha komplike bir işlemdir. Nanoknife'da kullanılan iğnelere elektrod adı verilir ve işlem sırasında ortalama 3-4 tane elektrod tümör çevresine yerleştirilmelidir. Bu elektrodlar arasında 1-2cm lik mesafe olmalı, iğneler birbirine paralel olmalı ve barsak, damar ve sinir gibi kritik yapılardan geçmemelidir. İğneler uygun şekilde yerleştirildikten sonra, bu iğnelerin her birine sırayla çok kısa süreli olarak yüksek (3000 volt, 50 amper gibi) elektrik akımı verilir. İşlem sırasında cihaz EKG aygıtına bağlanarak elektrik akımının kalp kasılmasının sadece belli bir bölümünde verilmesi sağlanır ve böylece yüksek elektrik akımının kalbe zarar vermesi engellenir. Yine de işlem sırasında tansiyon yükselmesi ve aritmi gelişebileceğinden tecrübeli bir anestezi ekibinin desteği çok önemlidir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nanoknife ablasyonun, radyofrekans, mikrodalga, lazer ve kriyoablasyon gibi ısıya dayalı (termal) ablasyon yöntemlerinden önemli bazı farklılıkları vardır:

1. Termal ablasyon büyük damarlara komşu tümörleri tam öldüremeyebilir. Çünkü damardan akan kan sıcağı ya da soğuğu uzaklaştırdığından damara komşu alanlar yeterli sıcaklığa ya da soğukluğa ulaşamayabilir. İngilizce "heat sink" adı verilen bu etki nedeniyle tümörün büyük damarlara komşu kısımlarında canlı tümör hücreleri kalabilir ve buradan tekrarlamalar olabilir. Nanoknife ablasyonda ise ablasyon için sıcaklık ya da soğukluk kullanılmadığından böyle bir etki yoktur. Büyük damarlara komşu tümör dokusu tamamen öldürülebilir.

2. Termal ablasyon yöntemleri ve kimyasal ablasyon yöntemleri (alkol ablasyonu vs) tümör dokusunda nekroz adı verilen agresif bir ablasyon yaparlar. Nekroz alanında tümörle birlikte kan damarları, sinirler, safra ve idrar kanalları gibi yapılar da genellikle hasar görür. Nanoknife ise dokuda apopitoz adı verilen daha az agresif bir doku ölümüne neden olur ve bağ dokusu (kollajen) içeren damar, sinir, safra kanalı ve idrar kanalı gibi yapılar daha az hasar görürler. Bu nedenle, nanoknife ablasyon önemli damar, sinir, safra ve idrar kanallarını içeren ya da bu tür yapılara komşu olan tümörlerde daha emniyetli bir yöntem olabilir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu avantajlara karşılık, Nanoknife ablasyon sırasında kas kasılmaları ve tansiyon yükselmeleri olduğundan işlem mutlaka genel anestezi altında yapılmalıdır. Nanoknife ablasyon ayrıca diğer ablasyonlara göre daha uzun sürer ve maliyeti de daha fazladır.

Nanoknife ablasyon günümüzde en çok pankreas ve safra kanalı kanserlerinde ve prostat kanserinde kullanılmaktadır. Pankreas kanserinde tümör erkenden barsak damarlarına yayıldığından teşhis edildiğinde tümörlerin %85 i ameliyata uygun değildir. Nanoknife, barsak damarlarının çevresindeki tümör hücrelerini bu damarlara zarar vermeden öldürebilir, ayrıca bu bölgedeki diğer damarlara ve oniki parmak barsağına da zarar vermediği gösterilmiştir. Ancak, Nanoknife ablasyonun pankreas kanserinde emniyetli olarak yapılabilmesi için 3-4 tane iğnenin birbirine paralel olarak damar ve barsaklardan geçmeden tümörün kenar kısımlarına yerleştirilebilmesi gerekir. Bunun için de görüntüleme yöntemlerinin maksimum kullanılması ve uygulamayı yapan hekimin tecrübeli olması çok önemlidir. İdeal şekilde yapıldığı zaman nanoknife ablasyonun pankreas kanserli hastaların yaşam süresini ve kalitesini uzattığı son yıllarda yapılan birkaç çalışmada gösterilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nanoknife ablasyonun safra kanallarına kalıcı zarar vermediği bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu nedenle safra kanallarında kaynaklanan ya da safra kanallarına komşu olan tümörlerde de Nanoknife ablasyon iyi bir seçenek olabilir. Literatürde az sayıda da olsa bazı çalışmalarda ana safra kanallrına komşu kolon kanseri metastazlarında ve kolanjiokarsinom gibi bazı tümörlerde başarılı sonuçlar bildirilmiştir. 

Prostat kanseri de Nanoknife ablasyonun yararlı olabileceği kanser türlerinden birisidir. Prostat kanserinde kriyoablasyon gibi bazı ablasyon yöntemleri başarıyla uygulanmakla birlikte, idrar tutmayı ve penis ereksiyonunu sağlayan sinirler zedelenebileceğinden hastada impotans ve idrar problemleri gelişebilir. Nanoknife ablasyonda ise sinir hasarı oluşabilir ancak geçicidir, dolayısıyla bu tür problemlerin gelişme ihtimali düşüktür. Bu nedenle, prostat kanserinin bazı türlerinde belli merkezlerde Nanoknife ablasyon uygulanmaktadır.

Nanoknife ablasyon

Nanoknife ablasyonda iğneler bibbirine paralel olarak tümör çevresine yerleştirilir.
Nanoknife ablasyon pankreas kanserinde umut veren bir tedavi yöntemidir.
Nanoknife yapılan pankreas kanseri hastamızda PET-CT de parsiyel yanıt.

Kanserde girişimsel tedavi yöntemleri

Prof Dr Saim Yılmaz

0-534-551 0 551
0-541-540 0 777
 Danışma formu 
Aşağıdaki telefonlardan bizlere ulaşabilir, Whatsapp tan rapor gönderebilirsiniz.
0-534-551 0 551
0-541-540 0 777