Kanserde intraarteryel kemoterapi

 

İntraarteryel kemoterapi, tümörü besleyen atardamarlar aracılığıyla kemoterapi ilacının direkt olarak tümöre verilmesidir. Normal kemoterapide, ilaç branülle ya da bir port aracılığıyla kol toplardamarından verildiğinden, önce akciğer ve kalbe gider daha sonra da yoğunluğu gittikçe azalarak vücudun her yerine eşit olarak dağılır. Vücutta bir çok organa yayılmış olan ileri evre kanserlerde bu tür kemoterapi tek seçenektir. Ancak, bazan tümör vücudumuzda tek bir bölgede ya da organda olabilir. Bu tür hastalarda, tümörü besleyen damarlardan intraarteryel kemoterapi uygulanırsa, tüm kemoterapi ilacı direkt olarak tümörün içine verilebilir. Böylece, hem tümörün içine çok daha yüksek yoğunlukta kemoterapi verilmiş olur hem de kemoterapi ilacı vücuda daha az dağıldığı için sistemik yan etkiler azalır. 

 

Tümörleri daha etkili tedavi edebilmek için kemoterapi ilacını besleyici atardamarlardan verme fikri ilk kez 1960 lı yıllarda baş-boyun tümörlerinde uygulanmıştır. Daha sonra ise, intraarteryel kemoterapi bugüne kadar bir çok organda ve bölgede yaygın olarak kullanılmıştır. İntraarteryel kemoterapinin en çok yarar sağladığı tümörlerden biri retinoblastom adı verilen ve çocukluk çağında rastlalan bir göz kanseridir. Bir zamanlar bu hastaların gözlerinin alınması tek tedavi yöntemi iken, günümüzde göz atardamarından (oftalmik arter) kemoterapi verilerek hastaların %95 inden fazlasında hem göz korunabilmekte hem de hastalık iyileşebilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İntraarteryel kemoterapi, teorik olarak vücutta anjiyografi ile ulaşılabilen her bölge ya da organdaki tümörler için uygulanabilir. Fakat, bazı tümörlerde besleyici damarların çok ince olması ve sayıca fazla olması gibi bazı faktörler işlemi zorlaştırabilir. Genel olarak, intraarteryel kemoterapi en çok karaciğer, tümörleri, baş-boyun tümörleri ve ekstremite (kol-bacak) tümörlerinde uygulanır. Ancak, dünyadaki bazı merkezlerde ve hastanemizde bunlara ilave olarak akciğer, meme ve rektum kanserleri gibi başka birçok kanser türünde de başarıyla kullanılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasıl yapılır?

İntraarteryel kemoterapi işlemi hasta açısından kalp anjiyosuna benzer bir işlemdir. Ancak kalp anjiyo cihazlarından çok daha gelişmiş olan cone beam tomografi anjiyo cihazları kullanılır. Kasık atardamarından lokal anestezi altında girildikten sonra, özel kateter ve kılavuz tellerle tümör hangi organdaysa o organın atardamarına girilir. Seri cone beam anjiyo çekimleri yapılarak tümörü besleyen ve beslemeyen atardamarlar tesbit edilir. Daha sonra, damardaki kateterin içinden çok daha ince ve yumuşak bir başka kateter (mikrokateter) ilerletilir ve tümöre en yakın, ancak tümöre giden tüm damarları kapsayacak şekilde besleyici damara yerleştirilir. Bu aşamadan sonra, mikrokateterden 1-2 saat boyunca kemoterapi ilacı direkt olarak tümör içine verilir. 

 

İntraarteryel kemoterapi bir anjiyo işlemi olduğundan tedaviden sonra kasığa bası yapılır ya da özel "kapatma cihazlarıyla" kan durdurulur. Her durumda, hasta 6 saat kadar yatakta kalır. Tedaviden sonra hastaların çoğu evine gidebilir, ancak bazı durumlarda 1-2 gün yatış gerekebilir. İntraarteryel kemoterapi, genellikle 2-3 hafta arayla 2-5 kez tekrarlanır. Tekrarlayan anjiyografiler için aynı kasıktan ya da diğer kasıktan girişim yapılabilir. Eğer intraarteryel kemoterapi çok uzun sürelerle ya da defalarca yapılacaksa, kalıcı arteryel port yerleştirilebilir. Bunun için, klasik kemoterapide yerleştirilen port kateterinin bir benzeri tümörü besleyen atardamara yerleştirilir. Port haznesi de kasık ya da koltuk altına gömülür. Böylece anjiyoya gerek kalmadan istenen zamanda ve sürede kemoterapi ilacı atardamardan direkt olarak tümöre verilebilir.

 

Yan etkiler (komplikasyonlar):

İntraarteryel kemoterapide nadiren anjijografi işlemine bağlı kasıkta kanama ya da atardamarlarda tıkanma gibi komplikasyonlar görülebilir. Bunun dışında, yan etkilerin çoğunluğu ağrı, bulantı, tansiyon yükselmesi ve kan değerlerinde düşme gibi kemoterapi ilacına bağlı komplikasyonlardır. İntraarteryel kemoterapide, sistemik yan etkiler daha azdır ancak ilaç bir bölgeye yoğun olarak verildiğinden lokal yan etkiler daha fazla olabilir. En sık görülen lokal yan etkiler ağrı ve ilacın verildiği bölgede geçici kızarıklıktır.

İntraarteryel kemoterapi

Retinoblastom, intraarteryel kemoterapinin en yararlı olduğu tümörlerdendir.

Kanserde girişimsel tedavi yöntemleri

Prof Dr Saim Yılmaz

0-534-551 0 551
0-541-540 0 777
 Danışma formu 
Aşağıdaki telefonlardan bizlere ulaşabilir, Whatsapp tan rapor gönderebilirsiniz.
0-534-551 0 551
0-541-540 0 777